Yazarlar

SON BARİKATIN SON KALESİ İNÖNÜ
Müjde BAŞAR


Dünyanın en güzel manzaralı stadıdır bizim evimiz. Bir bahar günü ılık bir boğaz esintisi yüzünüze vurduğunda tribünde aşkların en güzelini yaşarsınız.Yüzünüzde anlamsız bir gülümseme belirir.İstanbul’da yaşadığını hissetmenin en güzel yeridir boğaz ve takım aşkının yaşandığı en güzel yerdir İnönü.

İster Dolmabahçe deyin ister Şeref Bey isterseniz de İnönü.İsmi değişse de ruhu aynı kalan bir mabet,taraftar için sığınılacak bir ev,uzaktakiler için hasret duyulan özlenen yuva gibidir İnönü.

Yeni açıktan boğaza doğru bir bakarsınız takım kötü gidiyorsa derin bir nefes alıp sigaranızdan bir off çekersiniz boğazın sularına doğru ve akıntıyla gider bütün umutsuzluklar.Beşiktaş kötü de olsa elbet düzelecektir.Düzelmese de napalım sevinmek için sevmediktir zaten felsefe.Hem halkın takımıdır Beşiktaş ve yenilse de fark etmez halk gibidir işte mazlum ve mağrur.Beşiktaş’ı bu kadar özel kılan diğer takımlardan ayıran semt takımı kimliğini hala inatla bütün darbelere karşı koruması,herkesin iç içe olması, semt mahalle kültürünü yaşatması değimlidir?Peki İnönü’nün nam-ı diğer Şeref Bey’inde bu kültürde etkisi yok mudur hiç?Benim için vardır.İnönü Beşiktaş’ın mabedidir.Yıllarca emek verilerek kazanılmış tribünleri,çekilen eziyetleri,içinde yaşanan sevinçleri acıları,yapılan tezahüratları yankısıyla güçlendirmesiyle her şeyiyle her taşıyla her yapısıyla İnönü bana göre bir ruhu temsil eder.Günümüz mimarisini çirkin çelik ağırlıklı gövdeleri ultra lüks akıllı plazalarına karşı sanki eski İstanbul evlerinin güzelliği efendiliği sadeliği ve samimiyeti vardır İnönü’de.Direnir gibi geçen yılların yarattığı kirliliğe,alıp götürdüğü dostluğa,arkadaşlığa,saygıya,sevgiye ve yerine getirdiği yalnız ve yalnız paraya.İnönü direnir içindekileri kucaklar orada ayrım yoktur tıpkı eskiden insanlar arasında olmadığı gibi tıpkı gayrimüslim bir komşunuzla iftar sofrasına oturmak yemeğinizi paylaşmak gibi…Kapısından girdiğin anda bütün farklılıkların silindiği herkesin tek bir sevda uğruna birleştiği toplumun en çok ihtiyacı olan kardeşliği yaşatan sizi sarıp sarmalayan bir ruhu vardır.

İnönü’nün Beleştepe’si vardır.Parası yetmeyen ama sevdalısından ayrı kalmak istemeyenlerin yağmur altında kar altında titreyerek yada güneşte kavrularak seyretmesi için sanki özel olarak yapılmıştır.İnönü’nün tarihi kapısı vardır sanki geçmişini unutma bak neler yaşandı buralarda hatırla der gibi.Eskimiş betonarmesine inat dimdik duran saray taşlarıyla bir anıt gibidir.Evet eksiklikleri vardır evet kötü yanları vardır ama bizimdir evimizdir.Bizim sığınağımız yuvamızdır sevgiliyle buluşulan en özel yerdir.

Şimdi sırf daha çok para kazanalım,yıldız transfer yapalım,köfte ekmek yemeyelim,lüks arabalarımızı rahatça park edip puromuzu tüttürelim ısıtmalı tribünlerimizde diye bütün ruhu yıkmaya, bütün geçmişi silmeye değer mi?Soruyorum size.

Yenilenmek elbette güzeldir ama önemli olan yenilenirken modernleşirken ruhunu,öz değerlerini koruyabilmek değil midir?Halkın takımı derken karşı olunan emperyalizm yüzünden hızla endüstriyelleşen daha çok para harca daha çok satın al taraftar olma müşteri ol felsefesi değil midir?Parası olmayan ama sevdası olanı dışarı iten felsefeye karşı değil midir Son Barikat yani Beşiktaş.Peki öyleyse neden bu hızla yıkma ve değişme,çağa ayak uyduracağım diye yok etme isteği?Neden sahip olunan onca özel değer varken ve bu değerler seni diğerlerinden farklı kılarken onlara benzeme ötekiler gibi olma hevesi? Sen diren tarihinle,ruhunla diren ki umut ol çamurlu sahalarda yırtık ayakkabısıyla top peşinde koşturan gerçek futbol sevdalısı çocuklara.Sen futbolu futbol yapan insani değerlere sahip çık yeter.Yenilme ezilme endüstriyel futbola.Girme bu kirli çarka.Başarıya giden yolda her şey mübah gibi gözükse de değildir aslında vicdanlarda.

Bırak başkaları yerden ısıtmalı lüks stadlarında keyif çatsın.Senin ruhun yeter…